Merhabalar efenim,bu asortik yazımda sizlere bir kız arkadaşıyla akşam içki içmeye çıkıp sarhoş olan kızın yanında duran ve mitlerde,destanlarda bahsedilen acıları bir gece içerisinde yaşayan o erkeğin dramından bahsedeceğim.
Her şey çok basit bir telefon görüşmesiyle başlar ve akşam saatlerine gelecek şekilde alkollü bi ortamda buluşma sözü verilir.An geldiğinde erkek,olacaklardan habersiz yavru bir serçe masumiyetinde evinden kalkar ve sözü geçen 3. sınıf bir akustik gitaristin binbir çeşit saçma şarkı bağırdığı o mekana ayak basar.Mekana oturulduktan hemen sonra ekseriyetle 70cc’lık biralar ısmarlanır ve samimiyetle samimiyetsizlik arasında bir sohbet başlar.Erkek,hiç bir artniyet beslemeden gitmiştir bu buluşmaya ve zihninde gram o gece için sekse yer yoktur.Bundan ötürüdür ki erkek zaman içinde sohbetten sıkılmaya ve “Buraya gelen aklımın köşesini sikim bira kere,evimde oturup kıç büyütürdüm papatyalar gibi ne güzel” gibi birtakım düşünceleri aklına enjekte eder.
Zaman içerisinde ikinci ve üçüncü biralar ısmarlanır ve ahiret zamanı yaklaşmaya başlar.Oysa ki kız daha ilk anda sarhoş olup “senin ağzına yüzüne sıçacam bu gece” sinyalini vermiştir.Yeterli miktarda alınan alkolden sonra kız ayağa kalkıp "Gül belalıdır,gülün gözü eladır” şarkısı eşliğinde şaman ayini niteliğinde saçma bir dans etmeye başlarken erkek hala olacaklardan habersiz masanın en ıssız köşesinde oturuyordur.Artık,ahir zaman gelmiştir ve o andan sonra geri dönüş yoktur.
Kız sırayla saçmalamaya,sağa sola çarpmaya,unutamadığı “........ ‘yı hala çok seviyorum yhaa” çığlıkları atmaya,kusmaya ve en sonunda bayılmaya başlayacaktır.Bunun yanında duran erkek ise modern dünya ahlakının getirdiği “Kadın narindir ve korunma ihtiyacına sahiptir” erdemine boğulup bu tür bokların hepsinden kızı çıkarmaya çalışacaktır.Rezil olduğuna mı yansın yoksa gecenin başında normal bir insana benzerken zaman ilerledikçe Loch Ness gölü canavarına benzeyen yanındaki mahlukata mı yansın ortada göt gibi kalan erkek ise bunların hepsini neden yaşadığını,çok sevdiği Rabb’inin onu sınadığını düşünmeye başlar.Yaşadıkları erkeği o kadar etkiler ki biricik anasını,hiç bir zaman yeterli sevgiyi ve saygıyı gösteremediğini düşündüğü babasını,küçük kız kardeşini,mutluluğu için dövüştüğü insanları,sevda türküleri,uzaylar,gezegenler ve yıldızları düşünmeye ve hatta onlara veda etmeye başlar.
Gece bittiğinde erkek evine giriş yapar ve hayattan ölesiye tiksiniyordur.Artık dünya görüşü tamamen değişen erkek bir daha eski sakin yaşantısına dönemeyeceğinin bilincinde ve derin hezeyanı içindedir çünkü artık o ateş köprüsünden çıplak ayakla geçmiş ve tanrılar diyarını çıplak gözleriyle görmüştür.