Acaba götünü silebilecek miydi...
Artık halk dans etmeyi bırakmış,gözleri mermer sertliğinde insandan çok yaratığa benzeyen seçilmiş olanı izliyordu.Her şeyin,bitmesine tamda ramak kalmışken artık kimse konuşamıyor,heyecanla seçilmiş olanın götünü silmesini ve deyim yerindeyse pirüpak etmesini bekliyordu.Güneş artık dağların ardında gizlenmeyi bırakmış,meraklı bir kadın gibi olanları seyrediyordu ihtişamıyla.Artık o kutsal götün silinmesi ve köyün çile dolu bekleyişinin son bulması gerekliydi.Seçilmiş olan cebinden peçetesini çıkardı ve üstündeki salam parçalarını temizledi.Tam götüne götürüyordu ki bilgelerin bilgesi Nazif amca ona durması gerektiğini söyledi.Nazif amca hızlı hareketlerle tapınağa gitti ve elinde işlemeli dantelli bir peçeteyle geri döndü.Üzerinde eski dilde “Yaşamın kaynağı,cennetin kapısı olan göte aittir” yazıyordu ve kıtlığın bitmesi için götün sadece bu peçeteyle silinmesi gerekliydi.
Yalnızca bu peçete bu götü silebilirdi...
Nazif amca yüzünde yumuşak bir gülümsemeyle peçeteyi seçilmiş olanın elleri arasına bıraktı ve halk arasındaki yerini aldı.Artık herşey seçilmiş olanın elindeydi.Şamanlar birkaç dua daha ettikten sonra seçilmiş olan peçeteyi yavaşça götüne yaklaştırdı.İnsanlar nefes almayı bırakmış bu yüce göte dua ediyorlardı.Hastalar bokları eline yüzüne sürüp şifa bulmayı umuyorlardı.Tam da bu sırada seçilmiş olan peçeteyi götüne değdirdi.Yavaş ve temkinli hareketlerle götünü temizliyordu ki birden bir çığlık duyuldu seçilmiş olandan.En güçlü depremden,en yüksek volkandan,en hiddetli selden daha büyük bir gürültüydü.Sanki tanrılar birleşip bütün gazaplarını dünyaya salmışlardı.İnsanın içindeki bütün mutluluğu bir anda yokeden bir çığlıktı.Seçilmiş olanın götü aniden tutuşmaya başladı.Alev alev,simsiyah bir ateşle yanıyordu.Hızlıca elindeki peçeteyi yere fırlattı.Dünya üzerinde bundan daha sert bi acı yoktu adeta.Şamanlardan birisi peçeteyi alıp baktığında gerçeği anında farketmişti.
Göt,alev alev yanıyordu...
Şamanlar hiçkimseyle konuşmadan aceleyle çadırlarına girdiler ve yüksek bir ses tonuyla yalnızca kendi bildikleri dillerinde tartışmaya başladılar.Köyde artık sevinç yerini şaşkınlık ve hüsrana bırakmıştı.Artık insanlar o güzel günlerin geleceğine inanmamaya başlıyordu.Birkaç saat sonra şamanlar çadırlarından açıklama yapmak için çıktılar.Emin olmak için seçilmiş olanın yanına gidip neşterle götünden bir parça aldılar ve peçetenin üstüne bıraktılar.Kesilen parça saniyeler içinde simsiyah bir dumana dönüşüp kaybolmuştu.Peçete,lanetli olan başka bir kopyasıyla değiştirilmişti.Yanı peçete sahteydi.Fakat bunu kim yapmış olabilirdi? Koca bir köyün bu kadar zor durumda kalmasını şeytandan başka kim isteyebilirdi.Tüm bunlar insanların zihnini solucan gibi gıdıklarken gölgelerin ardında bi silüet belirdi.Yeşil kumaş pantolonu,krem rengi gömleği ve kahverengi süveterinden bu gelenin kim olduğu hemen anlaşılmıştı.Gelen köyü yıllar önce terkeden ve köyün lanetlediği pislik,aksi,huysuz ihtiyar Dümbük Kazımdı.Yüzünde hain bir gülümseme belirdi ve birden gök simsiyah oldu.
Bunu yapan Dümbük Kazım mıydı?
Devamı başka bir güne.